Haber Tahtası

Amerika sağolsun!

amerika-sagolsun

Bu hafta vizyona giren ‘Kaçış Yok’, söylemiyle Amerikan emperyalizmini eleştirirken, biçimsel anlatımıyla bunun aksi yönde bir tavır takınıyor. Aksiyon ve gerilimi başarıyla harmanlayan filmde kazanan yine Amerika oluyor.
31 Ağustos 2015 Pazartesi 17:33

 Doksanlı yılların başından iki binlerin ortalarına kadar yoğun biçimde çekilen ve Amerika Birleşik Devletleri'nin uluslararası politikasını eleştirel biçimde ele alan filmler seyirci nezdinde Amerikan karşıtlı bir algı oluşturdu. Amerika'nın Ortadoğu, Afrika ve kimi Asya ülkelerine yönelik müdahaleci, hatta işgalci tutumunu eleştiren bu filmlerin sayısı şimdilerde az. American Sniper örneğinde olduğu gibi alt metninde milliyetçi duyguların okunduğu filmlere bile rastlamak mümkün. Bu hafta vizyona giren 'No Escape/Kaçış Yok', söylemiyle Amerikan emperyalizmini açık biçimde eleştirirken, biçimsel anlatımıyla bunun aksi yöndeki tavrıyla, kendini ilginç bir yere konumlandırıyor. 'Şeytan' ve 'Karantina' adlı iki korku/gerilim filmine imza atan genç yönetmeni John Erick Dowdle'nin imzasını taşıyan 'Kaçış Yok'un başrollerini Owen Wilson, Lake Bell, Sterling Jerins, Claire Geare, Pierce Brosnan ile Thanawut Kasro paylaşıyor.

Amerikalı iş adamı ve su mühendisi olan Jack Dwyer, ailesiyle birlikte Güneydoğu Asya'ya gittiklerinde, kendilerini siyasi çatışmalar ve halk ayaklanmasının içinde bulurlar. Amerikan şirketinin ülkedeki su dağıtımını almasıyla başlayan isyan büyük bir şiddet girdabına dönüşür. Jack Dwyer, eşi ve çocuklarıyla birlikte bu çatışmanın içinden kurtulmaya çalışır. Gizemli bir ajanın da yardım ettiği aile ülkeden kaçmanın yollarını arar.

HEM AKSİYON, HEM GERİLİM

Kaçış Yok, sinema diliyle Hollywood klişelerine sadık, enerjisi hiç düşmeyen iddialı bir aksiyon filmi. Oldukça etkileyici bir sahne ile başlayan film flashback yaparak baştan aldığı hikâyesini derli toplu bir anlatımla tamamlıyor. Filmin hemen her sahnesinde yoğun bir gerilim hissediliyor. Özellikle otelin işgal edildiği sahneler, gerilimin korku ve aksiyonla harmanlandığı, seyircinin belleğinde iz bırakacak düzeyde etkileyici bir doz yakalıyor. Filmde aile reisini canlandıran 46 yaşındaki ünlü oyuncu Owen Wilson oyunculuğuyla göz dolduruyor. Ailesini kurtarmak için her yola başvuran babanın kimi sahnelerdeki zor tercihleri gerilimi yükseltirken, duygusal açıdan da izleyenleri etkiliyor.

HER SEY AMERİKA İÇİN

Güney Asya'da yaşanan şiddet ve tırmanan iç savaşa kamerasını çeviren genç yönetmen John Erick Dowdle, yaşanan karışıklığın baş aktörü olarak kendi ülkesi Amerika'yı işaret ediyor. Amerika'nın bu ülkedeki su ve diğer doğal enerji kaynaklarını çeşitli ayak oyunlarıyla ele geçirildiğini Amerikan ajanının dilinden açık biçimde ifade eden yönetmen, Amerika'nın birçok ülkede yaşanan trajedilerin de gerçek sorumlusu olduğunu söylüyor. Oteli işgal ederek Amerikalıları öldüren öfkeli eylemcilerin öfkelerinin doğal olduğu mesajı veren filmin sahnelerindeki algısı ise bunun aksi yönde. Betimleme ve diyaloglarda ayaklanmacıları katil sürüsü olarak yansıtması da büyük bir çelişki olarak bir kenara not edilmeli.

Son Ümit: Vietnam!

Finale kadar tüm tanıdık yüzleri bir bir öldüren yönetmen, Amerikalı ailenin kurtuluş yolunu açık bırakıyor. Bu noktada ilginç bir ayrıntı da dikkat çekiyor. Ayaklanmacılardan kaçan aile, Vietnam sınırına sürüklenerek bu ülkeden sığınma hakkı istiyor. Amerika'nın cehenneme çevirdiği Vietnam'a kurtarıcı rol biçilmesi ironi mi yoksa iade-i itibar girişimi mi, buna seyirci karar verecek.

Pierce Brosnan sürprizi

Filmin ilginç sürprizlerinden birisi olan James Bond yıldızı Pierce Brendan Brosnan, Amerikan ajanı Hammond'u canlandırıyor. Ailenin kurtarıcısı rolünü üstlenen Hammond, Amerika'nın enerji politikasını sert biçimde eleştiriyor ama ülkesine 'hizmet' emekten de geri durmuyor.

HAFTANIN DİĞER FİLMLERİ

Merhamet, yalnızca merhamet


Haftanın en iyi yapımlarından olan Aşk ve Merhamet, Beach Boys grubunun kurucularından olan şarkıcı ve söz yazarı Brian Wilson'un kişisel yaşamının kapılarını aralıyor. Wilson'un terapisti ile yaşadığı trajik olayları konu eden film, ünlü müzisyenin aşka tutunarak kurtulmasını naif ve özenli bir dille anlatıyor. Yönetmenliğini Bill Pohlad'ın üstlendiği filmde Brian Wilson'u John Cusack canlandırıyor. Elizabeth Banks, Paul Giamatti ve Paul Dano, filmin diğer başrol oyuncuları. Brian Wilson, geçmişinde yaşadığı bir takım olayların etkisiyle zor günler geçiriyordur. Kullandığı ilaçların yan etkileri ve ünlü müzisyenin geçmişi, ruhunda derin yaralar açmıştır. Bir yandan da ilaç bağımlılığı ile baş etmeye çalışan Wilson'a, Melinda Ledbetter el uzatır.

Popüler kültür merhametsiz

Aşk ve Merhamet, Brian Wilson'un kişisel yaşamı ve duyguları üzerinden müzik tutkusuna dair derinlikli yorumlar yaparken, müzik piyasasındaki dengeler ve popüler kültürün yol açtığı ruhsal çöküntülere de dikkat çekiyor. Seyirciyi başta şöhret olmak üzere, merhametsizliğe götüren sebepler üzerine düşünmeye sevk eden filmde Brian Wilson'u canlandıran John
Cusack'ın performansı ise anılmaya değer.

Demirkubuz'un Bulantı'sı 2 Ekim'de vizyonda



Yönetmen Zeki Demirkubuz'un yeni filmi Bulantı 2 Ekim'de vizyona girecek. 2014'ün mart ve Nisan aylarında çekimleri tamamlanan filmin başrollerini Şebnem Hassanisoughi, Öykü Karayel, Çağlar Çorumlu, Cemre Ebuzziya, Ercan Kesal ve Nurhayat Demirkubuz paylaşıyor. Demirkubuz, Bulantı'da kazada karısı ve kızını kaybeden bir adamın yaşadığı sancılı değişimi anlatıyor.

Sartre'la ilgisi yok

Öte yandan filmle ilgili olarak kısa bir süre önce çeşitli iddialar ortaya atılmış, filmin Jean-Paul Sartre'ın ünlü romanı Bulantı'dan esimlendiği söylenmişti. Yönetmen Zeki Demirkubuz'un sosyal medya hesabından konuyla ilgili olarak şu açıklama yapıldı: “Filmin konusu ya da temasının Jean-Paul Sartre'ın ünlü romanı Bulantı'yla bir ilgisi yoktur ama şöyle bir bağı vardır: Zeki Demirkubuz, yedi yıl önce –çekebilir miyim düşüncesiyle- Sartre'ın romanını çalışmaya karar vermiş, bilgisayarında Bulantı adında bir dosya açmış ama bir süre sonra bu fikirden vazgeçip filmin şimdiki haline yönelmiştir."

CIA ve KGB aynı safta



Bu hafta vizyona giren ve yönetmenliğini Guy Ritchie'nin üstlendiği 'Kod Adı: U.N.C.L.E.' , başrollerini Henry Cavill, Armie Hammer, Alicia Vikander ve Hugh Grant'ın paylaştığı bir aksiyon yapımı. Uluslararası suç ağı ve politik dengelere yönelik vurgularıyla dikkat çeken filmin aksiyon sahneleri de oldukça iddialı. 1960'ların soğuk savaş ortamında geçen film, CIA ajanı Solo ve KGB ajanı Kuryakin'e odaklanıyor. Hep karşı karşıya çarpışmış olan bu iki isim, uluslararası bir suç örgütünü çökertmek için takım olarak çalışmak zorunda kalırlar. İkilinin elindeki tek ipucu, suç örgütüne ulaşmak için bulmaları gereken Alman bir bilim adamının kızıdır. Böylece dünyayı bir felâketten kurtarmak için zamanla yarışmaya başlarlar.


Haber okunma sayısı: 2224

Haberin etiketleri:

amerika, amerika türkiye


Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER


ÇOK OKUNANLAR

Listelenecek kayıt bulunamadı

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ